6502 sayılı kanun ; zayıf konumda olan tüketicinin korunmasına yönelik olarak çıkarılmıştır. Bu kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. (6502 1.md.)

6502 sayılı TKHK her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.

Tüketicinin hak ve menfaatlerini korumak adına çıkarılmış olan bu kanun, tüketicinin gerek adli (tüketici mahkemeleri) gerek idari (tüketici hakem heyetleri) bakımdan haklarının aramasını kolaylaştırmıştır. Tüketici her yıl düzenlenen, belirli parasal sınırların altında kalan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru yapabilecektir. 6102 sayılı kanunun tüketiciye tanımış olduğu bu imkanlar ile tüketiciye hakkını adli ve idari mercilerden kolayca arayabilme ve bu mercilere başvururken her türlü harç ve giderlerden muaf tutulmak suretiyle bu uyuşmazlıklarını daha hızlı ve maliyetsiz bir biçimde çözüme kavuşturabilme imkanı sağlamaktadır.

Tüketici hakem heyeti ve tüketici mahkemelerinin görevleri ve işleyişi hakkında bilgiyi ilgili konu başlığında detaylıca ele alacağız.

Tüketici Kimdir ve Tüketici İşlemleri Nelerdir?

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’nun Tanımlar başlığı altında bu kanun çerçevesinde görülecek olan müesseselerin tanımlarına yer vermiştir. Bu tanımlar çerçevesinde;

Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, şeklinde tanımlanmıştır. Bu haliyle tüketici günlük yaşantıda hazır bir malı veya hizmeti satın alıp onu kullanan kişi olarak adlandırılır. Örneğin yemek yapmak için manavdan domates alan kişi tüketici, manava satmak için domates getiren ise tüketici değil tacirdir. Tüketici tanımını geniş ölçekte düşünmekte fayda vardır. Zira elektrik, su, doğalgaz ve internet hizmeti gibi günlük yaşantıda kullanılan kaynaklar açısından da kişi tüketici rolüne haiz olacaktır.

Tüketici İşlemleri: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, şeklinde tanımlanmıştır.

Tanımdan da anlaşılacağı üzere, ticari bir kimlik taşımayan veya ticari bir alanda faaliyet göstermeden bir ürün veya hizmet temini adına bu kimliği taşıyan veya taşımayan kişilerle yapılan her türlü faaliyete tüketici işlemi denir.

Tüketici Hakem Heyetleri

Tüketici Hakem Heyetleri, Ticaret Bakanlığı tarafında çıkarılan Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği çerçevesinde kurulur ve görevlerini icra ederler. Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin 5. Maddesinde ”Bakanlık; başvuru sayısı, nüfus yoğunluğu ve benzeri hususları dikkate alarak tüketici hakem heyetleri oluşturmakla görevlidir.” Bakanlıkça, her ilde Valilik ve İlçede Kaymakamlık bünyesinde kurulan tüketici hakem heyetleri tüketici uyuşmazlıklarını karara bağlamakla görevlidir. Tüketici hakem heyeti kararları bağlayıcı olmakla birlikte ilamlı icraya da konu olabilmektedir.

Tüketici hakem heyetlerine her yıl Bakanlık tarafından açıklanan parasal sınırların altında olan tüketici uyuşmazlığı için başvuru yapılabilmektedir. Bu sınır 2024 yılı için 104.000 Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Bu parasal sınırın üzerinde olan uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetine başvuru yapılamamaktadır. Tüketici hakem heyetleri kendilerine gelen başvurulara 6 ay içerisinde cevap vermek zorundadır. Ancak bu başvurular süresi başvuru durumuna göre 3 ay daha uzatılabilir. Tüketici hakem heyetine başvuru neticesinde verilen karara karşı taraflar tüketicinin veya tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesine tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz edebilir. İtiraz edilmiş olması kararın icrasını durdurmamakta olup kararın icrasının durdurulması tedbir yoluyla talep edilmesi halinde karar verilebilecektir. İtiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir. Tüketici hakem heyetlerine tüketici veya avukatı tarafından başvuru yapılabilmekte olup tüketici hakem heyeti kararlarında lehe vekalet ücretine hükmedilmez (6502 Sayılı Kanun md.70/1). Ancak karara karşı açılan itiraz davalarında kararın iptali durumunda mahkemece tüketici aleyhine vekalet ücretine hükmedilir. Buna karşın tüketici hakem heyetine sunulmamış bir bilgi veya belge neticesinde iptal kararı verilmiş ise tüketici aleyhine vekalet ücretine hükmedilmez.

Tüketici Mahkemeleri

Türk hukuk sisteminde özel hukuk davalarına bakmaya genel görevli mahkemeler ve özel mahkemeler görevlidir. Genel görevli mahkemeler Asliye Hukuk Mahkemeleri ve Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Bu iki mahkeme arasında ise, özel olarak kanun tarafından Sulh Hukuk Mahkemesinin görevlendirilmediği durumlarda Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili mahkemedir. Görev bakımından Asliye Hukuk asıl görevli Sulh Hukuk istinai görevli mahkemedir. 6100 sayılı HMK da Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi hakkında; ”Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.” şeklinde düzenleme yapmış olup kanunda aksi düzenleme olmadığı müddetçe görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu belirtmiştir. 6100 Sayılı HMK’ndan hareketle bir dava veya işe özgü özel olarak düzenlenmiş bir kanunun mevcut olması ve o kanunda görevli mahkemenin belirtilmiş olması durumunda ilgili kanunun düzenlediği mahkeme o işe ve uyuşmazlığa bakmaya görevli olmaktadır. Genel ve Özel mahkemeler arasında ki bu ilişki görev ilişkisi olarak adlandırılmaktadır.

Tüketici Mahkemesi 6502 sayılı kanunda ayrıca ve açıkça düzenlenmiş olduğundan özel mahkeme sıfatıyla tüketici uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. 6502 sayılı Kanun’un 73/1 maddesi Tüketici Mahkemesini şu şekilde tanımlamıştır; Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Genel görevli mahkemelerin aksine özel statüde ki mahkemelerden olan Tüketici Mahkemesi tüketicinin ihtiyacına cevap verebilmek adına kurulmuş bir ilk derece mahkemesidir. Tüketici Mahkemesinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Ticaret Bakanlığı tarafından dava açılabilmektedir. Bu kişilerin tüketici mahkemesinde açacağı davalar 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen her türlü resim ve harçtan muaf tutulmuştur.

 

Tüketici Mahkemelerinin Görevleri

Tüketici mahkemelerinin bir davaya bakabilmesi için dava konusunun 6502 sayılı Kanun’da tanımlanmış kişiler arasında yapılması gerekmektedir. Bu kişiler arasında yapılan ürün veya hizmet alımları ile ilgili açılacak davalarda tüketici mahkemeleri görevli olmaktadır. Bir ürün veya hizmetin tüketilmek üzere temini dışında, satışının yapılması veya kiraya verilmesi kısacası ticari bir faaliyet için kullanılması durumları tüketici faaliyeti olarak ele alınamayacağından ticari iş ve işlemlerde çıkan uyuşmazlıklara karşı tüketici mahkemesine değil genel veya diğer özel mahkemelerin görev alanına girmektedir. Tüketici mahkemelerinde dava açmanın koşulu en az bir tarafın tüketici, tüketici örgütü veya Bakanlık olmasıdır.

Tüketiciler tarafından ticari ve mesleki faaliyet amacıyla hareket eden sağlayıcılar, tedarikçiler veya satıcılar ile yapılan sözleşmelerde çıkan uyuşmazlıklar tüketici mahkemesinde görülür. Bu sözleşmeler;

  • Taksitle satış sözleşmesi,
  • Bankacılık sözleşmesi,
  • Simsarlık sözleşmesi,
  • Taşıma sözleşmesi,
  • Sigorta sözleşmesi,
  • Vekâlet sözleşmesi,
  • Eser sözleşmesi,

ve 6502 Sayılı Kanun’un çerçevesinde sözleşmelere benzeyen ve en az bir tarafın tüketici olduğu sözleşmelerde ki uyuşmazlıklar tüketici mahkemesinin görevine girmektedir.

 

Tüketici Hakem Heyetleri Başvuru Nasıl Yapılır ?

Tüketici hakem heyetlerine her yıl belirlenen parasal sınırı geçmeyen tüketici uyuşmazlıklarında başvurulabilir. Bu sınır 2024 yılı için 104.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu sınırın altındaki tüketici uyuşmazlıklarında tüketici uyuşmazlığın konusu ve nedenini delilleriyle beraber bir dilekçe yazarak bulunduğu şehrin mülki idare binasında (ilde valilik ilçe de kaymakamlık) bulunan tüketici hakem heyeti birimine yazılı olarak başvuru yapmalıdır. Tüketici hakem heyetleri başvurulara 6 ay içerisinde cevap vermek zorundadır. Ancak başvuru durumuna göre bu süre 3 ay daha uzatılabilir.

 

Tüketici Mahkemelerine Başvuru Nasıl Yapılır ?

Tüketici mahkemesine başvuru için yazılı bir dava dilekçesi ve delillerin mevcut olması gerekmektedir. Dava dilekçesinde davacı tarafın tüketici sıfatına haiz olması zorunludur. Dava dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığı ve dava açma gereğini açıkça anlatmalıdır. Dava konusu hizmet kusurunun mevcudiyetini, ayıplı malın teslimini veya fahiş fatura ibraz edildiğini deliller ile destekleyerek bulunduğu yer veya yerleşim yerinde ki adliyede vezneye kimlik fotokopisini de eklemek suretiyle veya avukatı aracılığıyla dava açabilir. Dava açmadan önce başvurulması gereken zorunlu arabuluculuk kurumuna ilgili konu başlığında detaylıca ele alacağız.

 

Tüketici Mahkemelerinde Yargılama Usulü

Tüketici mahkemelerinde açılacak davalar tüketicinin yerleşim yerinde de açılabilir (6502 Sayılı Kanun m.73/5). Tüketici mahkemelerinde görülecek olan davalarda basit yargılama usulü uygulanmakta olup bu haliyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.316 vd. hükümlerine tabidir. Basit yargılama usulünün işleyişi şu şekildedir;

  • Dava açılması ve davaya cevap dilekçeleri tek dilekçe şeklinde olur.
  • Basit yargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi yoktur.
  • Dava dilekçesi verildikten sonra mahkeme dava dilekçesi üzerinde 6100 Sayılı HMK’nın 119 maddesi anlamında bir eksiklik olup olmadığına inceler. İncelemede herhangi bir eksiklik bulunmadığını tespit ettikten sonra tensip zaptını hazırlayıp dava dilekçesini davalıya tebliğ eder.
  • Dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren davalının 2 hafta içerisinde cevap vermesi gerekmektedir.
  • Davalı bu sürenin yetersiz olacağı kanaatinde ise mahkemeden bu süre içerisinde ek süre talep edebilir. Mahkeme ek süre talebini yerinde görür ise önceki sürenin sonuna eklenecek şekilde 2 haftalık ek süre verir.
  • Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.
  • İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.
  • Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.

Dilekçeler teatisi sonlandığı, mevcut delillerin mahkemeye sunulmasının ardından 6100 Sayılı HMK 119. Maddesi incelenmemiş ise söz konusu incelemeyi yaptıktan sonra, delil durumunu değerlendirilip taraflar dinlendikten sonra karar aşamasına geçer.

Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder. Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.

Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki fıkrada belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlar. Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.

Tüketici Mahkemesi Kararlarında Kanun Yollarına Başvuru

İstinaf

Yargı sistemimizde bir kararın kanun yollarına götürülebilmesine imkan sağlayan parasal sınırlamalar mevcuttur. Bu parasal sınırların altında kalan kararlar açısından kanun yollarına başvuru imkanı bulunmamakta olup bu sınırların üstündeki kararlar açısından kanun yoluna başvuru imkanı bulunmaktadır. Hukuk mahkemelerinin kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurmak için dava konusunun miktar ve değeri en az 28.250 TL’dir (2024 yılı için). Bu tutarın altında olan miktarlar hakkında verilen kararlar kesin olup bu kararlar için istinaf kanun yoluna başvurulamaz. (6100 Sayılı HMK m.341)

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 341 vd. maddeleri gereği tüketici mahkemeleri kararları da istinaf kanun yoluna götürülebilmektedir. İstinaf kanun yolu ilk derece mahkemesi olan tüketici mahkemesinin kararlarının hem maddi vakıa hemde hukuki açıdan yeniden ele alarak hukuk birliğini sağlamaktadır. İstinaf kanun yoluna davanın her iki tarafı da başvurabilmektedir. İstinaf kanun yoluna başvuru süresi tüketici mahkemesinin kararının 7201 Sayılı Tebligat Kanununa uygun olarak taraflara tebliğinden itibaren 2 haftadır.

Taraflar kararın kendilerine tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde kararı veren mahkemeye veya kararı veren mahkemeye gönderilmek üzere başka bir mahkemeye de sunulmalıdır. Kararı veren mahkemece yapılacak olan inceleme sonucunda dilekçede süre aşımı olmamış veya kesin bir karara karşı verilmemiş ise mahkeme tarafından bağlı bulunduğu bölge adliye mahkemesine gönderilir.

Kural olarak sadece nihai kararlar istinaf başvurusu yapılabilmektedir. Ancak İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar bakımından da istinaf kanun yoluna başvuru yapılabilmektedir. (6100 Sayılı HMK m.341)

Temyiz

Temyiz kanun yolu, istinaf kararlarının hukuki denetiminin yapılmasına imkan sağlamaktadır. Bu açıdan tüketici mahkemesinin de kararları temyize kabildir. Temyiz kanun yoluna başvuru istinaf kanun yoluna başvuru ile parasal sınırlamalar dışında aynıdır. İstinaf kanun yolunda verilmiş olan miktar ve değeri 378.290 TL’yi aşan kararlar için temyiz kanun yoluna başvurulabilir (6100 Sayılı HMK m.362) .

Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbir gibi istinaf kanun yolunda verilen kararlar hakkında temyiz kanun yoluna başvuru yapılamaz.

Tüketici Mahkemesinin Görevsizlik Kararı ve Neticeleri

Tüketici davalarına daha hızlı çözüm üretilmesi amacıyla açılmış olan tüketici mahkemelerinin görevleri 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da yazılı davalar ile sınırlıdır. Bu kanunda yazılı davalar dışında herhangi bir davanın tüketici mahkemesinde açılması durumunda mahkeme dava şartlarını incelerken davayı görevsizlik nedeniyle usulden reddedecektir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 20. Maddesi gereği görevsizlik kararı üzerine mahkeme kendiliğinden dosyayı görevli mahkemeye göndermemekte sadece görevli mahkemeyi göstermek ile yetinmektedir. Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için kararın kesinleşmesinden sonra tarafların talep etmesi gerekmektedir. Taraflar kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde kararı veren mahkemeye başvurusu neticesinde dosya görevli mahkemeye gönderilir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.

Duruşma

Tüketici mahkemelerinde 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.316 vd. Maddeleri gereği basit yargılama usulü uygulanmaktadır. Basit yargılama usulünde duruşma açıldığı halde davacının duruşmaya gitmemesi durumunda, davacının davayı takip etmeyeceği beyanı üzerine 6100 Sayılı HMK 150/1 gereği dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Basit yargılama usulünde yalnızca bir defaya mahsus olmak üzere dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilebilecek olup 6100 Sayılı HMK 320/4 gereği basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. İşlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesi için taraflardan birinin işlemden kaldırma tarihinden itibaren 3 ay içerisinde dosyanın görülmekte olduğu mahkemeye bir dilekçe ile başvurmalıdır.

 

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Yargıtay Kararları

Tüketici Kredilerinde Tüketici Mahkemesi Görevlidir

Asliye Ticaret Mahkemesince, uyuşmazlığın tüketici kredisinden kaynaklandığı ve tüketici mahkemelerinin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Tüketici Mahkemesi ise davalının tüketici olmadığı, aldığı kredinin her ne kadar tüketici kredisi adı kullanılsa da taksitli ticari araç kredisi olduğu, davanın bu haliyle tüketici mahkemesinin görev alanına girmediği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.

28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesi, tüketici işleminin kapsamını esaslı biçimde değiştirmiş, aynı Kanunun 83/2. maddesi ise “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile diğer kanunlarda düzenleme yapılması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.” diyerek kanunun uygulama alanını daha da genişletmiştir.

6502 sayılı Kanunun 3. maddesinde “Tüketici işlemi; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere kurulan her türlü sözleşme ve işlemi kapsar.” şeklinde yeniden tanımlanmıştır. Bu hüküm mülga 4077 sayılı Kanunun 3/h bendindeki tüketici işlemi tanımından daha kapsamlıdır. Bundan böyle 6502 sayılı Kanunun tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaların tüketici mahkemelerinde çözümünü öngören 73. maddesi hükmü ile içeriği az yukarda yer alan 83/2. maddesinin açık hükmü nedeniyle yukarda sayılan sözleşme ve işlemler tüketici mahkemesinin görev alanına girmiştir.

Somut olayda davacı vekilinin, davalı ile davacının alacağını temlik aldığı … Finansmanı A.Ş. arasında tüketici kredisi imzalandığını, yapılan ihtara rağmen borcun ödenmediği, bu nedenle davalı hakkında icra takibi yapıldığı, yapılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır. Dava tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3, 73/1 ve 83/2 maddeleri uyarınca tüketici kredi sözleşmelerinden kaynaklanan davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu nazara alındığında, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.

Bu haliyle yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince; Tüketici Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine, karar verilmiştir. (Yargıtay 20. HD. 2016/8114 E. 2016/8542 K.)

Alacaklının Seçimlik Yetkisi Vardır

Dava, icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı ve %20 icra inkâr tazminatı istemi ile açılmış, mahkemece 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73/5. maddesi hükmüne göre tüketici davalarının tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde açılacağı, tüketicinin yerleşim yerinin ise Kiraz olduğu belirtilerek mahkemenin yetkisizliğine ve dosyanın yetkili Kiraz Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, itirazın iptâli davası olup, icra takibi İzmir İcra Müdürlüğü’nde yapılmış, davalı borçlu ikametgahının Kiraz ilçesinde olduğunu, takibin yetkisiz icra müdürlüğünde yapıldığını ileri sürerek takibe itiraz etmiştir. İtiraz üzerine takip durduğundan İzmir Tüketici Mahkemesi’nde itirazın iptâli davası açılmıştır. Akdin ifa yerinin İzmir olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’nun 73/5. maddesinde öngörülen yetki kuralı kesin yetki kuralı olmayıp, alacaklının akdin ifa yeri veya tüketicinin yerleşim yerinde dava açma hususunda seçimlik hakkı bulunduğundan, açılan itirazın iptâli davasında davalı borçlunun yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken 6502 sayılı Yasa’nın 73/5. maddesindeki kesin olmayan yetki kuralına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. (Yargıtay 15. HD. 2015/4709 E. 2015/5508 K.)

 

Avukatın Mahrum Kaldığı Vekalet Ücreti Nedeniyle Takip Borçlusu Davalıya Açacağı Dava da Tüketici Mahkemesi Görevli Değildir

28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.

Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.

Eldeki davada, avukat olan davacı vekili; müvekkilinin avukat olduğunu, müvekkilinin vekalet ücret sözleşmesi ile vekilliğini yaptığı dava dışı kendisinin dosya borçlusu olan davalı aleyhine İcra Müdürlüğünün dosyasında başlattığı takip dosyasında müvekkili ile davalının haricen anlaşmak suretiyle takibin devamı ve alacağın tahsilini imkansız hale getirip dosya alacağının tamamını da davalıdan tahsil ederek dosyanın kapatılmasını talep ettiğini, dosyayı kapattırarak hacizleri kaldırdığını, müvekkilinin vekalet ücreti alacağını alamadığını, bundan hem davacının müvekkilinin hem de dosya borçlusunun müteselsil sorumlu olması nedeniyle vekaleti ücreti alacağının tahsili için davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının takibe itirazı nedeniyle takibin durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davaya konu olayda davacı avukat ile davalı arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle uyuşmazlığın dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (20. HD. 2016/11678 E. 2016/11290 K.)

Kaçak Elektrik Cezalarına Karşı Tüketici Hakem Heyetine Gidilemez

…davalının, davacı şirket tarafından düzenlenen kaçak elektrik kullanımına dair tutanak ve bu tutanak nedeniyle yaptığı tahakkuk işlemi nedeniyle borçlu olmadığına dair istemine ilişkin uyuşmazlığın, yargı organlarının niteliklerine ve sıfatlarına sahip olmayan tüketici hakem heyetince çözüme kavuşturulması mümkün değildir. Bu anlamda, söz konusu uyuşmazlık tüketici hakem heyetinin görev alanı dışında kalmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın İİK’nın 72 nci maddesi hükmü uyarınca genel mahkemelerde görülmesi gerektiği, tüketici hakem heyetinin bu tür uyuşmazlıklarda görevli olmadığı gözetilerek, tüketici hakem heyetince davalının başvurusunun kabulüne dair verilen kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz talebinin kabulü gerekir. (Yargıyay 3. HD. 2021/3373 E. 2021/7141 K.)

 

 

Bu formu bitirebilmek için tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Av. Rıdvan NEZİROĞLU
Sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Rıdvan NEZİROĞLU'na aittir. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya çoğaltılarak kullanılması, dağıtılması izinsiz bir şekilde başka sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanmasında bir beis yoktur.

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız